CHP için hissettiklerim ve beklentilerim   

 

 

     Ben Cumhuriyet Halk Partisi’ni tek tek kelimelere sığmayacak bir aşkla seviyorum.

Ben Cumhuriyet Halk Partisi’ni müflis babanın hayırlı evladı gibi seviyorum. Hani bir baba, herhangi bir nedenle iflas eder, borç gırtlağa dayanır.Bu yıkıntıya dayanamayan baba tüm borç ve sıkıntıları evlatlarına bırakarak göçüp gider. Reddi miras yoluyla borçları reddetme hakkı varken ”Ben batırmadım, babamın borcundan bana ne?” diyebilecekken tüm borcu üstlenip ödeyen evladın babasını sevmesi gibi seviyorum partimi.

Evlat sahibi olanlarımız bilirler. Çocuklarımız yanlış şeyler yaptığında, kapıyı açıp onlara “Defol git” deyemeyiz. Ya da kapıyı çarpıp , çıkıp gidemeyiz. Yanlışın nerede olduğunu bulmaya, doğrusu unu çocuğumuza öğretmeye çalışırız.  Çocuklarımız için hastalanmaya, hatta onlar için ölmeye hazırızdır. İşte böyle seviyorum ben partimi.

Neden mi bu kadar çok seviyorum?

Çünkü laik, çağdaş birey-yurttaş olmamı bu partinin kurduğu cumhuriyete borçluyum. Çünkü okuyup- yazabiliyorsam, iş sahibi olup çalışabiliyorsam, nüfus sayımlarında varlığım kabul ediliyorsa, seçme-seçilme hakkımı pek çok Avrupa ülkesinden önce elde etmişsem, mahkemelerde tanıklığım erkeklerle eşitlenmişse, erkek kardeşimle eşit miras hakkına sahip olabildimse, evliliğimin sürerliği eşimin keyfiyetinden kurtarıldıysa, tüm bunları M.K. Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi dinamiği ile Cumhuriyet’in ilan edilmesine ve kuruluş ilkeleri doğrultusunda yapılan devrimlere borçluyum.

Ayrıca bazı yapılanma ve yönetim yanlışlarına,  program eksikliğine , kimlik yitimine karşın, çeteye – mafyaya karışmadığı, din ticareti yapmadığı, laik, demokratik, hukuk devleti anlayışına en çok sahip çıkan parti olduğunu düşündüğüm için seviyorum.

İşte böylesine sevdiğim partimin, 18 nisan seçimlerinde yaşamayı asla istemediğimiz ama yaşayabileceğimizi görüp- hissettiğimiz o korkunç depremi yaşadı. Bu felaketin öncü haberi 1995 seçimlerinde gelmişti ama geçen yaklaşık dört yıllık sürede bu felaketi önlemek için bir önlem alınmadı. Sarsıntı öyle büyüktü ki genel başkan koltuğundan düştü. Daha sonra çıkan çok sayıda aday, zor günlerde görev almak isteyenlerin olduğunu göstermesi adına kıvanç verici olmakla birlikte yeni bölünmeler ve kutuplaşmalar yaratacağı korkusunu da beraber getirdi.

22 Mayıs 1999 tarihinde yapılan olağanüstü kurultayda, hiç de korkulanlar olmadı. CHP delegeleri kendilerinden beklendiği gibi genel başkanını büyük bir olgunluk içinde seçti, hem de toplumun beklediği doğrultuda, en güvenç veren adaylardan birini birinci diğerini ikinci seçerek. Böylece, PM nin böyle bir birliktelikten oluşması gerektiğinin de mesajını vermiş oldu. Ne yazık ki, son on beş senedir genel merkez yapısına adeta yapışanlarca, gelinen bu günde payları olmadığını düşündüklerinden mi yoksa onlarsız bu partinin olmayacağını düşündüklerinden mi bu dönemde de genel merkez yapılanmasında olmanın yolları arandı. Yaratılan bu kargaşa ortamından yararlanılarak yeni genel başkan korsan liste ile kıskaca alınmak istendi ve salında arbede yaşandı.

Sayın Altan ÖYMEN’e bu çerçeve içinde ağır görevler düşmekte. Söz verilen tüzük ve program kurultaylarının kısa sürede yapılması, yapılacak tüzük değişikliği sonrasında demokratik kongreler sürecinin başlatılması, partinin; sendikalar. Odalar, sivil toplum kuruluşları, emekli,  dul ve yetimler, çiftçiler gibi geniş halk kitleleriyle buluşmasının yollarının bulunması, toplumsal beklentileri gerçekleştirebilmek için köklü çözüm projelerinin hazırlanması diye sayabileceğimiz daha pek çok yapılması şart olanlar sırada beklemektedir.

Tüm bunların yapılabilmesi için ise, zaman ve enerji sıkıntısı olmayan, en az bir yıl dur-durak bilmeden çalışmaya talip, CHP sevgisi , örgüt bilinci olan, yapılacak hizmetlerin en az birinde görev alabilecek .ir Parti Meclisinin oluşturulması gerekmektedir. Önümüzdeki günlerde yapılacak PM seçiminin tüm bu kriterler gözetilerek yapılacağı inancımı yitirmek istemiyorum.

İç dinamiklerin kaynaştığı, tüm ülkenin CHP yi gözlediği bir sırada, CHP’ye gönülden bağlı arkadaşlarımızı Ata’ya ve Cumhuriyet’e iyi evlat, yarınlarımıza- çocuklarımızın yarınlarına iyi ata olmaya çağırıyor, yeni genel başkanımız Sn. Altan ÖYMEN’e böylesine zor bir dönemde üstlendiği görevde başarılar diliyorum.

 DOBRA Gazetesi

Ağustos 1999

 

 -Makalenin  sonu -