Her dilden günaydın    

 

 

     Bu ara ülkemizde pek çok konuda şaşkınlık hüküm sürüyor. Yaklaşık yirmi yıldır Fethullah Gülen’in yaptıkları ve yapmak istedikleri için yazılan ve söylenenlere kulaklarını tıkayanlar, -hani yüz yıl uyuyan prenses masalındaki prensesin öpüldüğünde uyanışı gibi- öpüldüler ve uyandılar. Ülkemin aydınları, günaydın, sabah şerifleriniz hayrolsun. Good morning.  Kısacası her dilden günaydın size.

Okumayı, alfabem ve Cumhuriyet gazetesiyle başladım. Yaşamın hızından bazen birikir gazetelerim. Olsun, bir hafta sonra bile okurum onları. Çünkü benim gazetem günlük tükenenlerden değil. Günlük haberleri televizyonlardan istemediğimiz noktalarına kadar öğreniyoruz nasıl olsa. Benim gazetemden öğrendiklerim bambaşka şeyler, Örneğin; TV ekranlarına getirilmeyen yaşamsal haberler. Aynı Hikmet Çetinkaya’nın başı çektiği, Cumhuriyet yazarlarının her fırsatta yazdığı Gülen olayı gibi. Ben Cumhuriyet okuru olduğum ve gazetem beni hiç yanıltmadığı için  Gülen kasetleri hiç şaşırtmadı beni. Aksine aydınlarımızın şaşkınlığına şaşıyorum.

Bir dönemin başbakanı Menderes milletvekillerine yaptığı bir konuşmasında “Siz isterseniz hilafeti bile geri getirirsiniz” demişti. “Her mahallede bil milyoner yaratacağım” sözleri de onundur. İktidarı döneminin unutulmayacak hizmetlerinin başında ezanın Türkçe’den Arapça’ya  çevrilmesi gelir.  İşte bu veciz sözler ve üstün hizmetler (!) devrimlerden geri dönüşü ve toplum içindeki ekonomik ayrışımı başlattı. Bugün bazı parti başkanları “Menderes ruhunu en iyi biz yaşatırız, o ruhun devamı biziz” diyorlar. Siz ve sizin gibilerin attığı tohumlarla bu gün irtica çığlıkları yükseliyor. Gülen ve avanesi sizin düzenin ürünü. Şimdi neden ilk kez duyuyor ve görüyormuş gibi davranıyorsunuz? Şaşkınlığınız gerçekçe, günaydın, sabah şerifleriniz hayır olsun, good morning. Kısacası tüm dillerden günaydın size.

Birkaç gün evvel renkli gazetelerimizin biri başlık atmış. Son günlerde yaratılar Ciguli örneklenerek, “Bu nitelikte kişilere sanatçı demekle yozlaşıyoruz. Bize ne oluyor?” Böyle bir soruya bizim köyde “uyan da suyla gidelim” yanıtı verilir. Ciguli ve onun gibilerini halkımız yaratmıyor. Başta bu soruyu soran gazetenin içinde bulunduğu medya gurubunun televizyonunda, radyosunda, gazete ve dergilerinde pazarlayarak yaratıyorlar bu kişileri. Sonra da  “Yozlaşıyoruz” diye çığlık atıyorlar sanki önemli bir soruna parmak basmışlar gibi. Ben, halkı aptal yerine koyan, hem sorunu yaratıp hem de sorunu sorguluyor gibi yapanlara şaşıyorum. Özellikle 1980 sonrası kültür ve sanat etkinliklerinin nasıl yozlaştırıldığını yeni mi fark ettiniz? Yeni uyananlara günaydın, sabah şerifleriniz hayır olsun.... tüm dillerden günaydın size.

Ekonomik dengelerin alt üst olduğu, gelir dağılımındaki oranın gün geçtikçe bozulup zenginin daha zengin, yoksulun daha yoksul olduğu , birilerine yaşam parası diye verilen paranın diğerlerinin akşam yemeğine bahşiş olduğu, devleti soyanların yurt dışında milyarder olarak yaşama cezasına çarptırılmalarının(!) TV ekranlarından sergilendiği, banka batıranların tarım alanlarına yapacağı inşaatın temelini “Cumbabamız”ın attığı gibi , sayabileceğim daha yüzlerce nedenden dolayı sosyal dengeler hızla bozuluyor. Televizyonların kanlı programları arabesk duyguları körüklerken, paparazi ve televole  tipi programlarda kolay para kazanma ve bu kolay kazanılan paranın sağladığı sözde statü özendiriliyor. Bu arada Halkın parasız eğitim hakkı her gün biraz daha kısıtlanıp, verilebilen eğitimin niteliği düşürülürken tüm bu çirkinlikleri reklam amacıyla kullanan din tacirlerinin ve ülkemizi bölmek isteyen ayrılıkçıların ekmeğine yağ sürülüyor.

Bu güne gelişimizin yolunu çizenler,  demokrasi ve eşitlik adına yardım edenler-  şimdi pek üzgün ve şaşkın haldeler. Gerçekten yeni uyanan şaşkınlara günaydın, sabah şerifleriniz hayır olsun, ve tüm dillerden günaydın size.

 CUMHURİYET Gazetesi - 7 Temmuz 1999 

DOBRA Gazetesi – Nisan 2000

 

 -Makalenin  sonu -