Ders Kitaplarında Cinsiyetçilik    

 

 

ÖNSÖZ

Bu başlık, Firdevs GÜMÜŞOĞLU'nun yüksek lisans tezi olarak yaptığı araştırmadan doğan kitabın adı. 1980 sonrası kadın hareketi içinde yer alan F. GÜMÜŞOĞLU, Ayrımcılığa Karşı Kadın Derneği, Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı kurucularından. Ayrıca bir süre Kadınlar Dünyası Dergisinin sorumlu yazı işleri müdürlüğünü de yaptı.

1928-1995 yılları arası ilk ve orta öğretim ders kitaplarını tarayarak, cumhuriyetin kuruluşundan günümüze betimlenen cinsiyetler ve cinsiyetlere yüklemlenen kadın- erkek kalıp kimliklerini saptayıp sunmuş bize. Sonuçta çok çarpıcı bir çalışma çıkmış ortaya. dialarla da beslenmiş bu çalışmayı 1997 senesinin haziran ayında dinlediğimde çarpılmıştım adeta. Biz nasıl eğitilmiştik? Bu günleri bize hazırlayıp, ülkenin geleceğini gençlere emanet eden Atatürk, yarınların umudu gençlerin, böylesi bir eğitimden geçirilebileceğini düşünmemişti mutlaka.


Bazı televizyon kuruluşunda, nitelikli yayın yaptığını düşünüp- izlediğimiz bir kaç yapımcıya bu konuda programlar yapmaları için kitabın adını ve yazarının ulaşım telefonlarını verdim. Ne yazık ki sesimi kimse duymadı. Falan mankenin sol memesinin altındaki beni, filan şarkıcının kaçıncı sevgilisiyle, nerede yakalandığı gibi önemli (!) konularla, saniyesi milyarlar olan beyaz camı saatlerce dolduranlar, nedense bu konuyu ilginç bulmamışlardı.

KİTABIN İÇERİĞİ

1928'lerde Cumhuriyet ve devrim rüzgarıyla, insanları kulluktan vatandaşa döndürmek üzere yapılan eğitimin, özellikle 1950 den sonra vatandaşlıktan kulluğa doğru ters devrim hareketine dönüştürülmesinin çok çarpıcı bir şekilde örneklenmesi, aile içi ev içi iş bölümünden, meslek seçimine, cinslerin toplumsal rol dağılımlarından, cumhuriyetin temel ilkelerine karşı konulan karşı tezler, anlatımın temel başlıklarıydı.

Aile İçi İş Bölümü;

1928 yılında ilkokul 4. sınıf Yurt Bilgisi kitabında aile; "Babamla annem birleşmişler, hem kendilerinin, hem çocuklarının saadetini temin etmek için çalışıyorlar... Anneyle baba galiba evin temel taşı." sözleriyle tanımlanıp, anne ve babanın konumları eşit olarak ortaya konuyor. 1945 sonrası ders kitaplarında bu eşitlik yavaş yavaş annenin aleyhine bozulmaya başlıyor. Önceleri bazı resimlerde mutfak önlüğüyle resmedilen anne, daha sonraları hiç önlüksüz resmedilmemeğe başlıyor. Nasıl ki, polis ve hemşireleri üniformasız tanımlamazsak, anne de mutfak önlüksüz tanımlanmaz oluyor. Bu arada, "Baba dışarıda çalışır, para kazanır, evin reisidir" tanımlaması yerleşiyor kitaplara. Parayı veren düdüğü çalar örneği, kazanan babadır, karar veren -hükmeden de babadır. Kız ve erkek çocuk rolleri de kendiliğinden ortaya çıkıyor bu arada. Verilen anne- baba örneği, sonraki yıllarda çocuklardan bekleneni de işaret etmiş oluyor. Kız çocukları annelerine yardım edip, bebekleriyle oynayarak ileriki yaşlarına hazırlık yaparken, erkek çocuk tamir- onarım işlerinde babasına yardım ediyor, ders çalışıyor, iyi meslek hayalleri kurarken resmediliyor kitaplarda.

Ancak zorunluluk karşısında çalışabileceği söylenen anneler, akşam işten döndükten sonra ev ve mutfak işleriyle de uğraşırken, baba gazetesini okur. Bu arada kıza, evin işlerini görmekte olan annesine yardım etmesi öğütlenirken, erkek çocuğa da ders çalışması öğütlenmektedir.

Cumhuriyetin ilk yıllarında aile bütünlüğünü korumak için iki tarafa da görev düştüğü, her şeye karşın yürümeyen evlilikte kadının da mahkemeye giderek boşanmayı isteyebileceği şeklinde yasal yollar gösterilirken, 1950 lerden sonra "Yuvayı dişi kuş yapar ve iyi huylu, özverili, çalışkan kadınlarla iyi huylu çocuklar sayesinde aile bütünlüğü korunur" tanımlamasıyla anne ve çocuklara psikolojik baskı kurulmuştur. 1982 yılı 3. sınıf Hayat Bilgisi Kitabında yer alan "Evde herkes görevini bilir. Böyle olmazsa karışıklık çıkar, ilişkiler bozulur, ailede birlik ve düzen kalmaz" sözleri bu görüşün örneğidir.

Meslek Seçimi;

Cumhuriyetle birlikte kadınlar kitaplarda öğretmen, avukat, hemşire, tarlada çalışan gibi çalışma alanlarında resmedilirken, 1950 lerden sonra bu resimler gitgide azalıyor. Kadınlar için tek çalışma alanı ev içi gösteriliyor. Mevsimlere göre yiyecekler hazırlanması, temizlik günleri, hasta ve yaşlı bakımı tüm günlerini dolduruyor. Her şeye karşın çalışmak isteyen kadın, çalışabilir, ama öğretmenlik, hemşirelik gibi sınırlı iş kollarında.

Bir de kadınlara evden çıkmadan yapılabilecek işler uygun görülmektedir. Terzilik, örgücülük, dokumacılık gibi. Böylece kadın kendisi için tanımlanmış yaşamdan uzaklaşamamakta, hiç boş vakit geçirmeden oradan oraya koşmaktadır.

Ev dışında çalışan kadınlar, korumacı yapı olarak görülen devlet dairelerinde çalışırlar. Bu arada çalışanlar arasında bir başka çarpıklık ortaya çıkmakta. Örneğin; Milli Eğitim Bakanlığına bağlı memurlar ve öğretmenler, bankalardaki çalışanların çoğu kadın olmasına karşın müdürler ezici bir çoğunlukla erkek. Ders kitaplarında da hemen hemen tüm yöneticiler erkektir.

Ders kitaplarında Devrimler;

1928-1945 yılları arası ders kitaplarındaki metinler genç cumhuriyetin kuruluş ilkeleri ve toplumsal yararlar gözetilerek seçilmiş. Halkçılık, Laiklik, Yurtseverlik, Devrimcilik gibi ilkeler pek çok metinde küçük öykülerle işlenmiş. Devlet Matbaası-1934 basımı Tarih 4. Kitapta "Uyanık Türk ile Softa" tartıştırılmakta, Türkçe’nin güzelliği, Teknolojinin gerekliliği ve yararları, Üretimin önemi işlenmiş. Bu dönem kitaplarında "Su teknik ile gelir, hacı-hoca yakarışı ile değil" denirken, Örneğin; 1958 yılı basımı 4. sınıf okuma kitabında "Allah’a inanıyor ve güveniyorum. Ailem iyiliksever. Annem babam iyi insanlardır. Allah her gün yeni imkanlar veriyor. Geçmişteki kusurlarımı bağışlıyor. Şükredecek pek çok şeyim var. Bunlar için şükrediyorum." denmiş.
..................................................

Firdevs GÜMÜŞOĞLU'nun kitabını hazırlarken taradığı kitaplardan derlediği resimleri de kullanmış. 1950 lere kadar olan kitaplarda kız ve erkek çocukları birlikte deney yapıyor görülürken, sonraları kızlar deney yapan erkek çocukları seyrederken gösterilmiş. Gene 1950 öncesi Alfabe Kitabında Kaya annesine "-Ana bana at al, saat al" derken, kadının alım gücü olduğu belirtilmiş, daha sonraları ise satın alma işi hep babaya yüklemlenmiş.

Kısacası Cumhuriyetin nereden nereye geldiğini görmek isteyenlerin mutlaka okuması gereken bir kitap "DERS KİTAPLARINDA CİNSİYETÇİLİK". Bu çalışması için teşekkür ederiz Sayın GÜMÜŞOĞLU'na. Düşünüşüne ve eline sağlık.

{(www.kemalist.org) sitesinde} 

 

 -Makalenin  sonu -