BENLİK DESTANIM

 

 

Falanca beyin kızıydım önce
Sonra filanca beyin karısı
Daha sonra
Filancaların annesi oldum
Tüm beni tanıyanların
Tarif edenlerin dilinde
Ben vardım ama
Var gibi yok gibi bir yerde


...............................................


Önce
Hanım kız olmam istendi benden;
Hemen hemen her şeyi bilen,
Konuşmalara katılmadan sadece dinleyen,
Verilenle yetinen,
Ve asla itiraz etmeyen.
Ben vardım ama
Var gibi yok gibi bir yerde.


...............................................
 

 

 

Gel - Gitler yaşadım duraksız.
Eşimin ve çocuklarımın mutluluğu
Mutluluğuma,
Onların mutsuzluğu
Mutsuzluğuma eş tutuldu.
Başkaca
Mutluluk ve mutsuzluk hakkım yoktu.
Üç köşe arasında gidip gelen
bir sacayağıydı yaşam.

 

...............................................
 
Kadınlığımızı görmezden gelip,
Analığımızı burnumuza dayadılar.
-Analık kutsaldır,
-Analar baş tacımızdır,
-Cennet anaların ayakları altındadır, gibi teranelerle
bizi kurdukları düzene esir ettiler.
Bokunda boncuk olaydı çocuklarımızın,
Sanıyor musunuz bize temizletirlerdi.
O kutsal görevi hemen üstlenirlerdi.
...............................................
       

     
 
 
 
 

 

Zaman zaman mutsuzlanır
Mutsuzluğumu gözlerime yansıtır
Adara bir de
Kızgınca bıdırdanırdım.
Ayıplardı beni ailemin tüm kadınları,
-Dilini kısa tut,
yoksa üç günde dönersin baba evine.
Ya da
-Olursan el beğensin, olmazsan yer beğensin,
deyişleriyle
kölelikle ölüm arasında tercihe itildim
Ben vardım ama
Var gibi yok gibi bir yerde.


...............................................

Ben vardım biliyorum,
Törelerle sarmalanmış krizalittim,
Kelebek olmak, uçmak
En çok istediğim
Ama
En çok korkutulduğum düşümdü.
- Yabani eller tutar beni,
güzel kanatlarımı kırarlardı.
Hep krizalit kalmalıydım,
El altında, göz önünde ve bir şeylere bağımlı.


..............................................

 

Yoksulluğun, mutsuzluğun
hamuru karıştı hamuruma.
En güzel çağımda,
On sekizindeydim , onu tanıdım.
Çok iyi ve nazik
Tam kalbimdeki ideal tip,
Ben on dokuzunda
o yirmi birinde evlendik.


..............................................

Kadın;
Yatakta orospu, sokakta hanımefendi,
mutfakta aşçı, evde hizmetçi olmalı dendi.
Ve
İyi karı altı ay yaşar denip,
iyi karı olmam istendi.
Ben vardım, biliyorum, ama nerde,
Var ile yok arası bir yerde.


...............................................

 

Neden ana olacağımı
Ve
En uygun anın ne zaman olduğunu
Bilmeden ana oldum.
-doğanın kurallarınca-
Benden bekleneni yapabildim diye mutlu oldum,
Anlamsızca.
Kanımdan kan, canımdan can,
Mememden süt verdim,
Adımı veremedim.
Kutsal analık üzerine dizim dizimdi sözler ama,
Kutsal babalık üzerine hiçbir söz işitmedim.


...............................................

 

 

 

 

Yıllar sonra bir gün
burnumu azıcık dışarı uzattım.
Havada sanki değişik bir koku,
Tutup burnumun ucunu
Çekti başımı dışarı doğru.
Dışarıda bir şeyler vardı
O güne dek görmediğim
Ve hiç bilmediğim.
Ayağımı uzattım dışarı,
yer sanki dünkü yer,
gök sanki dünkü gök değildi.
Kendim için yürümenin zevki içimi ürpertti.
Ben artık dünkü ben değildim,
Yarınki benin de
Bugünkü ben olmayacağını
İliklerimde hissettim.
...............................................

Dikleşmeliydi başım,
Doğrulmalıydı belim,
Bir şeyler verilsin diye açılmamalıydı elim
Ve
Nüfus kağıdından başka bir yerde de
Geçmeliydi adım,
Çalışmaya başladım.
Geri kalmamak için işimden
Dur denmemesi için evden
mesaimi ikiye katladım.
...............................................

Şimdi baktığımda
Yirmi beş yıl öncesine
ve
Bu yılları geçirince bir film şeridi gibi
Gözlerimin önünden
Geldiğimde bu güne,
Mutlulukla titriyor yüreğim,
Yaşadığım değişimden.
Ne çok, ne önemli şeyler yaşamış,
Birlikte büyümüş, birlikte öğrenmişiz.
Öğrenimin yarım bırakılması,
Evin işe tercihi,
Dünyanın merkezinin
Eş, çocuk, ev sanılması
Ve
Ezelden gelip
Ebede uzanan düzen çakının
Bir dişi olunması,
-Geç anladım-
Çok acı.
...............................................

Hep düşündüm,
Bu düzeni kim kurdu?
Kim biçti bu rolleri bize?
Erkeğe bunlar, kadına bunlar diye.
Ya tersine kurulsaydı düzen?
Açıkta yemek ayıp,
Sevişmek doğal olsaydı?
Doğurunca kadın;
Bebeği erkeğe verip
-Doğurmak benden, bakmak senden,
deseydi nasıl olurdu?
Ne hoş hayaller....
Aç tavukla buğday ambarı hikayesince.
Düşünmeye ne gerek.
Bu düzeni vurduğunda çökerten kurdu,
Tüm güçleri ve güzellikleri
Kendine ayırarak.

Emel DENİZASLANI

        

     

 

<<   önceki sayfa                                          1  /    /                                               sonraki sayfa >>

 

Ana Sayfa   |   Şiirlerim   |   Öyküler   |  Ürettiklerim   |   Protestolarım   |   Yazılarım    |  Foto Albüm  Ziyaretçi Defteri   |  Yararlı Linkler   |  İletisim

free hit counter

Free Hit Counter